Haylaz Öğrencilik: Ortaokul Anılarım
Tamam kabul ediyorum ilkokulda haylaz bir çocuktum. Peki ortaokulda nasıl bir çocuktum? İlkokulda haylazlığıma on üzerinden dokuz dersem ortaokulda on üzerinden yedi buçuk derim. Ortaokulda ilkokula göre biraz daha sakinleşmiştim ancak eski halimden hâlâ eser vardı. Beşinci sınıfta öğretmenlerimin gözünde tembel bir öğrenciydim ama en çalışkan olduğum sene de beşinci sınıftı. Matematik dersinden doksan puan almıştım, matematik öğretmenim yanıma gelip saçımı okşayıp "aferim" demişti ve ben çok mutlu olmuştum. Bunla ilgi garip bir anımı anlatayım size. Bir gün okul çıkış saatine yakın türkçe dersinden yazılı sınav oluyoruz. Sınav kağıdı elime geçer geçmez çözmeye başladım ve sınavı bitiren en erken kişi bendim. Öğretmenim sınavı bitirdiğimi anlamış olmalı ki yanıma geldi, sınav kâğıdımı aldı, masasına oturdu ve sınav kâğıdımı okudu. Ben de heyecanla bekliyorum kaç aldığımı öğrenmek için. Öğretmenim gözümün içine bakıp " Yılmaz doksan " dedi. Ben bu puanı beklediğim için sevinç gösterişi yapmadım. Size biraz önce dedim ya öğretmenlerimin gözünde tembel bir öğrenciydim diye. İşte türkçe öğretmenim, benim kopya çektiğimi düşünüp beni yeniden yazılı sınavı yaptı. -yanımda oturan arkadaşım da doksan puan alınca öğretmen ikimizi de tekrar sınava soktu- Böyle düşünmesi beni üzmüştü ancak kopya çekmediğim için de vicdanım rahattı. Bu sefer öğretmenin gözü önünde sınav oldum. Kâğıdı öğretmenin eline verdim ardından öğretmen yazılı kâğıdını elimden alıp dikkatli bir şekilde okumaya başladı. Ben geçen sefer beklediğimden daha heyecanlıydım. Aşağıya doğru bakınıyordum öylece. Yerlere bakıyordum, ayakkabıma bakıyordum derken birden " doksan beş " diye bir ses geldi kulağıma. Geçen seferki sevincim ile bu seferki sevincimin toplamı kadar sevinmiştim o an. Öğretmenim şaşkın bir şekilde bana bakıyordu. " Yılmaz aferim " dedi. Bu arada yanımda oturan arkadaşım da baya düşük puan aldığı için kimin kopya çekip kimin çekmediği de anlaşıldı. O günden bir gün sonra öğretmenim yanıma gelip bana soru bankası hediye etti. -o kitabın bir sayfasına bile dokunmamıştım- Ne olduysa o günden sonra oldu. Beşinci sınıfta taktir getiren ben altıncı ve yedinci sınıfta teşekkür getirmiştim. -sekizinci sınıfta da pandemi nedeniyle takdir almıştım- Artık türkçe ve matematik derslerinden yüksek aldım diye "her şeyi çok biliyorum" tavırlarından mıdır yoksa edindiğim kötü arkadaş çevresi yüzünden midir -komşu çocuğu Veysel hariç- bilmiyorum. Yazılı konusu açılmışken aklıma bir gün deneme sınavı olduğumuz bir anı geldi. Okul çıkış saatinden iki saat önce deneme sınavına girmiştik. Biz en alt katta okul bina girişine en yakın sınıfta deneme sınavı olmuştuk. Yine her zaman ki gibi deneme sınavını en erken ben bitirmiştim. Dışarıda arkadaşım Veysel'i bekliyordum. Bekle bekle ağaç olmuştum. En sonunda dayanamayıp pencereye tırmanıp camdan içeri bakıyordum. Öğrencilerin dikkatini dağıttığım için öğretmen bana kızmıştı. Ben ordan ayrıldım ancak tekrar pencereye çıkmaya çalıştım. Bu sefer öğretmenin -matematik öğretmeni- sabrı taşmıştı ve öğretmen sınıftan çıkar çıkmaz ben de pencerenin olduğu tırmandığım duvardan atlayıp çıkış kapısına doğru koştum. Öğretmen okul binasından çıktığı gibi işaret parmağıyla beni gösterip " yakalayın şu ****** ******** " diye bağırıp ağır küfürler etmişti. Okul bahçesindeki çocuklar da bunu duyunca hemen beni kovaladılar. Ben o kadar korkuyordum ki belki de bir arabadan daha hızlıydı koşmam. Bir binanın arkasına saklandım, beni kovalayan çocukların başka bir yere doğru gittiğini görünce içim rahatlamıştı. Ben bir binanın arkasında nefes nefese kalırken yanımdan bir kız geçti ve bana dedi ki: " Tüm okul senin peşinde. " Bu cümleyi duyunca korkum ikiye katlanmıştı. Ordan uzaklaşıp hemen eve doğru koştum. Aklımda hep şu düşünce vardı : " Ben yarın okula gidersem öğretmenim bana çok pis dayak atacak." Neyse işte uyudum, uyandım, sabah oldu ardından elimi yüzümü yıkayıp kahvaltıya geçtim. - her zaman ki gibi- Kahvaltıda yemek yerken bile o düşünce aklımdan çıkmıyordu. Okula gitme vaktim gelmişti. Evden çıktım ve korkak adımlarla okula doğru yürüdüm. Okula yaklaştım, okulun içine girmeye korkuyordum fakat girdim. ?-A şubesindeki sıraya girdim. O düşünce hâlâ beynimi kemiriyordu derken ensemde bir şey hissettim. Dün bana ağır küfürler edip beni kovalayan matematik öğretmeni. Beni ensemden tutup müdürün odasına doğru götürdü. Bir tane tokat attı -ben daha fazla bekliyordum- ve bana dedi ki : " anneni aramamı ister misin?" Ben de korku dolu ses tonumla " hayır " diye cevap verdim. Ondan sonrasını hatırlamıyorum. -attığı tokat çok fenaydı-

Yorumlar
Yorum Gönder