Ana içeriğe atla

Benim Hayat Hikayelerim ( On Altıncı Bölüm )

 

Yılmaz'a Kardeş Geliyor

Geliyor geliyor...

Yılmaz'a kardeş geliyor.

5. sınıfa gidiyordum. Annem bir gün bana hamile olduğunu söyledi ama ben annemin hamile olduğuna bir türlü inanamıyordum. Annemin karnında küçük bir yaratığın olması ve tekme atması bana garip geliyordu nedense. Annemle beraber bebeğin cinsiyetini öğrenebilmek amacıyla doktorun yanına gittiğimiz zaman, annemin hamile olduğunu kabullendim artık. O gün doktoru kapısının önünde beklemek yerine dışardaki parkta oturup bekledik. Anneme birlikte bankta oturuyorduk, yanımızda bir bank daha vardı ve o bankta da bir kadın oturuyordu. Nasıl olduysa annemle o kadın konuşmaya başladı ardından arkadaş oldular. Hâlâ nasıl, kaç dakika da arkadaşlar oldular anlamıyorum. Neyse sıranın bize gelmiş olması düşüncesiyle banktan kalkıp doktorun yanına gittik. Annem doktorun yanına gitmişti ve ben de kapıda annemi bekledim. Kapıda öylece beklerken " Bebek acaba kız mı? İnşallah erkek olur zaten 2 tane kız kardeşim var, bebek eğer kız olursa 1 tane Yılmaz 3 tane kız olacak off " bu şekilde içten içe düşünüyordum. Ben düşüncelere dalıp gitmiş olmalıyım ki annemin dediğine göre 3 kez Yılmaz diye seslenmesine rağmen onu duymamışım. 4. kez adımı söylediğinde onu duydum ve ona bakıp kısık sesle " A-anne be-bebeğin cinsiyeti n-ne? " diye sordum. O da bebeğin cinsiyetinin kız olduğunu dile getirdi. Bebeğin kız olduğunu duyunca açıkçası biraz üzülmedim değil. Çünkü benim zaten 2 tane kız kardeşim var, 1 tane de erkek kardeşim olsa ne güzel olurdu diye düşünüyordum. Ama yapacak bir şey yoktu. Kız kardeşim olmuştu ve hâlâ şoktaydım. O şokun etkisiyle beraber annemle birlikte evin yolunu tuttuk. Yolda bile hâlâ bu olayı düşünüyorum, vay be kız kardeşim olacak. Eve gittik ve ben o gün uyuyamadım, sabah uykusuz bir şekilde okula gittim. Yine Veysel ile beraber okula gidiyorduk, Veysel benim yüz ifademden ötürü düşünceli olduğumu anlamıştı. Neden böylesin diye sordu, ben de öylesine dedim. Okula gittik, sıramıza oturduk. Ben arka sırada öylece oturmuştum, 80 dakika dersi dinlemeyip düşünüyordum ve ardından zil çaldı. Artık dayanamayıp arkadaşlarıma kız kardeşimin olacağı haberini vermiştim. Arkadaşlarımın yüz ifadesinden belliydi sevindikleri. Ben tabii daha çok sevinmiştim. Günler böyle böyle geçti, hatta aylar geçti. Evet, o güne geldik. Annem doğum hastanesine gitti ve bize bakması için halamı çağırdı eve. Birkaç hafta - annemin bebeği doğduktan sonra iş yapabilene kadar - halamla birlikte aynı evde yaşıyorduk. Evimizin temizliğini, yemeği vs. her şeyi o yaptı. Ben evde televizyon izlerken birden halamın telefonu çaldı. Halamı arayan annemdi, taksiyle evin önüne gelmişti ve ben de hemen aşağıya annemin yanına koştum. Merdivenleri hızlıca iniyordum. Kapıyı açıp dışarı fırladım. Annem arabadan inmişti, kucağında küçücük, pembe battaniyeye sarılı bir şey vardı. Kalbim hızlı hızlı çarpıyordu. Yanına yaklaştım, yüzüne baktım. Ufacık bir şeydi. Gözleri kapalıydı, minicik burnu vardı. Kıpırdanıyordu, hafifçe mızmızlanıyordu. "Bak, Yılmaz," dedi annem yumuşak bir sesle, "Kardeşin burada." İlk defa gerçekten kabullendim o an. Kardeşim olmuştu. Bir kız kardeşim daha vardı. Halam kapıyı açtı, annem içeri girdi. Ben de peşlerinden girdim ama hâlâ gözümü o küçücük bebekten alamıyordum. Halam, "Hadi bakalım Yılmaz, sen de abilik yapacaksın artık," dedi gülerek. Abilik mi? Ben mi? Bir an ne yapacağımı bilemedim. Annem kanepeye oturdu, bebeği kucağında tuttu. Halam mutfağa geçti, ben de annemin yanına oturdum. "Adı ne olacak anne?" diye sordum merakla. Annem gülümsedi, "Babanla düşündük, adı Betül olacak," dedi. Betül... Dilime alışık gelmedi önce ama kulağa güzel geliyordu. Küçük bir kız kardeşim olmuştu ve adı Betül idi. O gece uyumadan önce yatağımda gözlerimi tavana diktim. Birkaç ay önce hayal bile edemezdim, ama şimdi bir kız kardeşim vardı. İçimde garip bir his vardı. O an anladım ki, Betül'e iyi bir abi olmak istiyordum. Hayatım boyunca belki de ilk defa gece sabaha kadar gözüme uyku girmedi heyecanımdan ötürü. Hayaller kuruyordum, bir şeyler düşünüyordum. Gece saat 2 sularında ise gözüme aniden bir ışık geldi. Gözümü açtım ve annem ışıkları açmıştı. Neden diye sorduğumda ise kardeşimin kaka yaptığını ve altını değiştireceğini söyledi. Ben zaten heyecanlıydım kız kardeşimin olmasından ötürü ve birde üzerine ilk kakasını göreceğim aklıma geldiği zaman heyecanım ikiye katlanmıştı. Bebeği sırt üstü yatırdı annem ardından bezini çıkardı. Kakası çok garipti, çikolataya benziyordu adeta. Saniyelerce annemin kardeşim Betül'ün altını temizlemesini ve bezini değiştirmesini istedim. Bez değiştikten sonra tekrardan yataklarımıza döndük ve uyumaya çalıştık. - en azından ben uyumaya çalıştım - Ve o gece, ilk defa yeni bir hayatın başladığını hissettim.









Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Benim Hayat Hikayelerim ( Birinci Bölüm )

Çocukluk Anılarım: Okuldaki İlk Günüm ve Köyde Geçirdiğim Zamanlar  Birinci sınıfa başlayacaktım. Annemle beraber okul kaydımı yapmak için okulun yolunu tuttuk. Ben sadece okula girdiğim kısmı ve sonrasını hatırlıyorum. Evet okula girmiştik ve adım attıkça karşıda duran öğretmenime biraz daha yaklaşıyordum. Nedenini bilmiyorum fakat içimde bir korku hissiyatı vardı ve utanıyordum. Ardından annemin arkasına geçip eteğine sarılıp sağ gözüm kısık bir şekilde öğretmenime bakıyordum. Öğretmenim bana " utanma evladım " diyordu fakat benim kalbim gittikçe hızlı atıyordu bir an önce eve gitmeyi istiyordum. İçimden " anne eve gidelim lütfen " diyordum ancak öğretmenimden utandığım için eve gitme isteğimi açıkça dile getiremiyordum. En sonunda annem ve öğretmenim biraz konuştuktan sonra annem elimi tutup " eve gidiyoruz " dedi. Ben o an çok mutlu olmuştum fakat belli edemiyordum mutluluğumu içimden yaşıyordum. Aslında çok garip bir çocuktum. - şuan gencim ve hâlâ öy...

Benim Hayat Hikayelerim ( On Yedinci Bölüm )

  8. sınıftaki Yılmaz: Ergenliğin ayak sesleri 8. sınıftaki Yılmaz… Aslında o dönemki Yılmaz; ergenliğe yeni adım atmış, boyu uzamaya başlamış, sivilceler sahneye yavaş yavaş giriş yapmış, (sivilce demeye dilim varmıyor adeta volkanik patlama) sakallarım yeni yeni çıkmaya başlamıştı, aynaya her baktığımda “oluyoruz galiba” diyordum. İçine kapanıktı, özgüvensizlikte dünya markasıydı ama bir kusuru vardı: Arabesk rape düşmüştü. Ama nasıl bir düşüş! Youtube'un dibini kazıyor, ne kadar jiletli, ne kadar efkârlı rap varsa hafızaya atıyordum. Damarlarımda kan değil, arabesk rap sözleri dolaşıyordu. Ve en ironik kısmı? Özgüvensizliğin kitabını yazmış olmama rağmen, konu şarkı söylemek olunca içimden adeta bir "Efgâr Fırtınası" çıkıyordu. Okul koridoru, dershane sırası, arkadaş yanı... Hiç fark etmez. Mikrofonu (genellikle bir su şişesi) elime aldığım an, bende utanma, ar, şeref, na... Şaka şaka, o kadar değil ama yakındı. Şimdi düşününce evet, pişmanlıklarım var. Saçma hareketle...