Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Benim Hayat Hikayelerim ( On Üçüncü Bölüm )

Komşuluk "Komşu komşunun elektrik kesilince prizine, canı sıkılınca dedikodusuna muhtaçtır." Bizim komşuluk ilişkileri de tam olarak bu şekildeydi. Annem komşulara gider, komşular bize gelir, çaylar demlenir, çekirdekler çitlenir, dedikodular yapılır, iğne iplik ile yazmalar yapılır, çocuklardan bahsedilir, komşuların uğurlaması için kapıya kadar eşlik edinilir, kapıda ise içerde konuştuklarından daha fazla konuşulur. - olay tam olarak şu şekilde:  + " Hadi görüşürüz komşu, kendine iyi bak " - " Görüşürüz komşu sen de kendine iyi bak. Bizim yılmaz da çok yaramaz, hep ağlıyor. " + " Yılmaz yaramaz ama yine de seviyoruz biz." - " Allah razı olsun komşum. Halime'nin kızları da çok akıllı maşallah. " + " Evet evet Halime'nin kızları, Yılmaz'ın yanında mesmelek " - " Evet komşum. Hadi kendine iyi bak. " + " Sende kendine iyi bak bir de bu akşam en sevdiğin dizi oynayacak izleyeceksin değil mi? " - ...

Benim Hayat Hikayelerim ( On İkinci Bölüm )

  Berber Anılarım ve Ufak Bir Fabl Örneği Bir berber bir berbere demiş ki: " Gel beraber Yılmaz'ın canına kast edelim. "  Evet. Saçımın kesilmesi, benim için canımından bir parça kopmasına eş değerdir. Saçlarımı çok seven biriyimdir ve uzun saçlardan çok hoşlanırım. Hayatım da bir gün bile berbere istekli gitmedim. -yanağıma ağda yaptırdığım zamanlar hariç- Annem ise benim düşündüklerimin tam tersini düşünüyordu. Kısa saçlı olmamı, her ay tıraş olmamı istiyordu. Bu yüzden her zaman saç kesme konusu açıldığında annemle baya tartışıyorduk. Her zaman da kazanan taraf oydu yani istemeyerekte olsam tıraş oluyordum maalesef. Berbere giderken yüz ifademi bir görseniz var ya acıların çocuğu Küçük Emrah zannedersiniz beni. Kaşlarımı çatıyorum, gözlerim doluyor, dudaklarım büzüşüyor, sıkıntıdan bacaklarımı sallıyorum, berbere içimden küfür ediyorum ama tıraş bitince " Çok güzel olmuş. " diyorum. Her bu cümleyi söylediğim zaman, berber dükkanının kapısından çıkar çıkmaz ...

Benim Hayat Hikayelerim ( On Birinci Bölüm )

 Beni Etkileyen Kitaplar Hayatım da sadece iki kitap beni etkiledi. -zaten hayatım da iki kitap okudum- Bu kitapları kardeşimin kitaplığından çalıp okumuştum. Bu kitaplardan birincisi, Ben Mikaelsen'in yazmış olduğu ' Petey ' adlı kitaptı. Kitaptan ufak bir özet geçmek istiyorum. Sevgi, inanç ve dostluk üzerine sımsıcak bir hikâye... Beyin felciyle doğup doktorların yanlış teşhisleri sonucu zihinsel engelli kabul edilen Petey, iki yaşındayken ailesi tarafından, akıl hastanesine gönderilmek üzere terk edilir. Ufacık yaşında terk edilse de hayata sımsıkı tutunur Petey. Ailesi ondan vazgeçmiştir belki ama o, hayattan vazgeçmez. Yeni evinde şartlar ne kadar ağır olursa olsun mutlu olmak için bir neden bulmakta hiç mi hiç zorlanmaz. Ve bu özelliğiyle etrafındaki herkesi kendine hayran bırakır. Mevsimler değişir, yıllar geçer; Petey büyür, yaşlanır… Dostları istemeyerek de olsa onu birer birer terk eder. Petey de bir daha incinmemek için artık kimseyle arkadaşlık etmek istemez. T...

Benim Hayat Hikayelerim ( Onuncu Bölüm )

 Elektrikler Kesilince Küçükken elektrikler kesilince neler yapıyordunuz? Ben hemen neler yaptığımı anlatmak istiyorum size. Önce örnekler verip ardından detaylandırmak istiyorum. Küçükken elektrikler kesilince annemin anlattığı hikayeleri dinlerdim, mum ışığından ya da telefonun ışığından ellerimle gölgeler yapardım, ailemle akraba bulma oyunu oynardım, şarkılar dinlerdim, hemen pencereye koşup diğer binalarda elektrik var mı diye bakınırdım. Küçükken elektrik kesilince çok mutlu oluyordum fakat büyüdüm ve maalesef eski tadı alamıyorum. Elektirik kesilince telefonum wi-fi ye bağlı olduğu için internetim kesiliyor diye isyan ediyordum, yapacak hiç bir şey bulamıyordum. Neyse bunları geçelim de asıl olaya gelelim. Küçükken elektrik kesilince en çok haz aldığım şeylerden biri değil şey, annemin anlattığı hikâyelerdi. Ömrü hayatımda duymadığım ve internette araştırmama rağmen bulamadığım hikâyelerdi. Bu hikâyeler nesilden nesile aktarılmıştı annemin dediğine göre. Anneme onun annesi, ...

Benim Hayat Hikayelerim ( Dokuzuncu Bölüm )

 Ortaokul Anıları: Okulumuza Yeni Gelen Köylü Fen Bilimleri Öğretmeni Bir gün yine ortaokulda geçen bir anım var, size onu anlatacağım. Fen bilimleri dersi başladı, biz de sınıftakilerle beraber öğretmenin içeriye girmesini beklerken içeriye başka bir adam girdi ve dedi ki: " Yeni fen bilimleri öğretmeniniz benim " biz de şaşırdık tabii. Hepimiz oturmuş, öküzün trene baktığı gibi fen bilimleri öğretmenine bakıyoruz o da bize bakıyor. Yeni gelen fen bilimleri öğretmenimiz köyden geldiği için arkadaşlarla aramız da ona köylü fen öğretmeni diyorduk. O gün ders işlememiştik, öğretmen de kendini tanıtıp yaşadığı anıları anlatıyordu bize. -benim size anlattığım gibi- Şöyle bir anı anlatmıştı: " Biz köyde iken geceleri damda yatıyorduk, bir gün bizim köyden bir adam damda yatarken kafasına meteor taşı düşmüş. Tabii adam, bu taşın meteor taşı olduğunu bilmiyor. Adam ne yapsam diye düşünmüş ve yarın ola hayrola demiş. Sabah olur olmaz adam kahvehaneye gitmiş ve kahveciye bu taşı ...

Benim Hayat Hikayelerim ( Sekizinci Bölüm )

 İlk Sevgili Tecrübem  Bu bölümün konusu da dördüncü bölümde ki gibi aşk olsun ama aşk gibi değil ama aşk gibide. Neyse işte birazdan ne demek istediğimi anlayacaksınız. O zamanlar 8. sınıfa gidiyorum. Canım çok sıkkın olduğu için ben de herhangi birine bir şeyler diyeyim dedim. Okul binasının girişine yakın mesafede bir kız vardı, ben de o kıza dedim ki: " Biri seni sordu " Tabii öyle bir şey yok, bunu neden kıza söyledim ben de bilmiyorum. Kız bana kim diyince ben de hatırlamıyorum diye cevap verip ordan ayrıldım. Sınıfa gittim sıkıntı yok, dersimi dinledim sıkıntı yok, son ders bitti ve eve doğru gittim sıkıntı yok, eve girdim, annemin telefonunu alıp koltuğa uzandım tamam bunda da sıkıntı yok ancak Instagram'a girdim sıkıntı var. Peki sıkıntı ne? Bir mesaj gelmiş bana. " Aman tanrım bu mesaj kimden geldi? " Tabii ki de böyle bir şey demedim. -bakayım hele kim mesaj atmış, dedim- Mesaj, size bahsettiğim kızdan gelmişti. Mesajda şöyle yazıyordu: " Yılmaz,...

Benim Hayat Hikayelerim ( Yedinci Bölüm )

 Havalı Ben ve Hentbol Kariyerim Siz hiç nöbetçi öğrenci oldunuz mu? Ben defalarca oldum. İlkokulu hatırlamıyorum ama ortaokul ve lisede nöbetçi öğrenci olmuştum. Ortaokulda nöbetçi öğrenci sırası bana gelince çok seviniyordum. Bunu havalı bir şey sanıyordum ki liseye geçince düşüncelerim tamamen değişti çünkü hamallık yapıyorsun. Ortaokulda sınıf defterlerini alıp sınıflara dağıtırken çok havalı olduğumu, herkesin bana baktığını düşünüyordum ama ben sınıfa bakınca kimsenin bana bakmadığını fark ediyordum. O an üzülüyordum ancak başka sınıfa girip sınıf defterini verirken herkesin bana baktığını düşünüp kendimi avutuyordum. Sınıf defterlerinin hepsini dağıttıktan sonra nöbetçi öğrenci koltuğuna geçip boş boş duruyordum. Teneffüs çalınca da arkadaşlarımın yanına gidip sohbet ediyordum. Lise de ise tam aksine nöbetçi öğrenci olmamak için elimden geleni yapıyordum ancak kurtulamıyordum nöbetçi öğrenci olmaktan. Sınıflara sınıf defterini dağıtırken artık kendimi havalı biri sanmıyordum...

Benim Hayat Hikayelerim ( Altıncı Bölüm )

Ortaokul Öğrencisi: YouTuber Olma Hikayem ve Dershane Anılarım   Şimdi diyorum ki kendime, iyi ki bu zaman da doğmamışım. Nedenini az çok tahmin edebilirsiniz. Klişe laflara hiç girmeyeceğim. -telefon, tablet konusu- Ben mahallede geçen mutlu anılarla dolu çocukluğumu anlatmak istiyorum sizlere. O hâlde trajikomik bir anımla başlamak istiyorum. Bizim Metin abinin bakkalının üstünde bir bina var. İşte o binadaki çoğu çocukla ben arkadaştım o zamanlar. O binanın girişine merdiven ile çıkılıyordu. Biz de arkadaşlarla çoğu zaman o merdivenlerde oturup eğlenceli sohbetler ederdik. Merdivene yaklaşık üç metre uzaklıkta depo gibi bir şey vardı.-depoya merdivenle iniliyor- Depo aşağıdaydı ve merdivenden inmeden önceki kısmında yani üst tarafında korkuluk yoktu. Ben de korkuluk olmadığını unutmuştum tabii. Arkadaşlarla oturduğumuz merdivenden geri geri gidiyorum. -neden böyle bir şey yaptım bilmiyorum- Korkuluk olmadığı için bir anda sırt üstü yere çakıldım. -yükseklik yaklaşık iki met...

Benim Hayat Hikayelerim ( Beşinci Bölüm )

  Haylaz Öğrencilik: Ortaokul Anılarım Tamam kabul ediyorum ilkokulda haylaz bir çocuktum. Peki ortaokulda nasıl bir çocuktum? İlkokulda haylazlığıma on üzerinden dokuz dersem ortaokulda on üzerinden yedi buçuk derim. Ortaokulda ilkokula göre biraz daha sakinleşmiştim ancak eski halimden hâlâ eser vardı. Beşinci sınıfta öğretmenlerimin gözünde tembel bir öğrenciydim ama en çalışkan olduğum sene de beşinci sınıftı. Matematik dersinden doksan puan almıştım, matematik öğretmenim yanıma gelip saçımı okşayıp "aferim" demişti ve ben çok mutlu olmuştum. Bunla ilgi garip bir anımı anlatayım size. Bir gün okul çıkış saatine yakın türkçe dersinden yazılı sınav oluyoruz. Sınav kağıdı elime geçer geçmez çözmeye başladım ve sınavı bitiren en erken kişi bendim. Öğretmenim sınavı bitirdiğimi anlamış olmalı ki yanıma geldi, sınav kâğıdımı aldı, masasına oturdu ve sınav kâğıdımı okudu. Ben de heyecanla bekliyorum kaç aldığımı öğrenmek için. Öğretmenim gözümün içine bakıp " Yılmaz doksan ...

Benim Hayat Hikayelerim ( Dördüncü Bölüm )

Çocuklukta İlk Aşk Ortaokul yıllarımda, hayatımda ilk kez kalbimin çarptığını hissettiğim biriyle tanıştım… Aslında tanışmadım bile, ama onu ilk gördüğüm an içimde bir şeylerin değiştiğini çok net hatırlıyorum. Sanki zaman bir anda yavaşladı, çevremdeki sesler silindi, her şey flulaştı ve sadece o kaldı. Gözlerim onu gördüğü anda, kalbim farklı bir ritme büründü. O kadar farklı bir havası vardı ki… Ne olduğunu o zamanlar anlamasam da, hissettiklerimin sıradan bir beğeni olmadığını biliyordum. Bu, saf bir aşktı. Teneffüslerde sadece onun yanından geçebilmek için yollarımı değiştirirdim. Sınıf defterini dağıtırken onun sınıfına geldiğim an, içimi tarifsiz bir heyecan sarardı. Ellerim titrerdi, kalbim göğsümden çıkacak gibi atardı. Onunla göz göze geldiğimiz o birkaç saniyelik anlar, günümün en kıymetli anısı olurdu. Belki hiç konuşmadık, belki adımı bile bilmiyordu… Ama ben onu gerçekten seviyordum. Sessizce, uzaktan, kalbimde büyüyen bir sevgiyle. İlk kez böyle hissetmiştim. Çocuksu değ...

Benim Hayat Hikayelerim ( Üçüncü Bölüm )

Kendine Güven Biliyor musunuz ben her zaman uzun biriydim. İlkokulda , ortaokulda , lisede hiçbir zaman okulun en uzun çocuğu ünvanını kimseye kaptırmadım. Okul çağlarımda bir günüm bile " sen çok uzunsun " cümlesini duymadan geçmedi. Dolmuşa binerken tavana kafam çarpsa da , ayakkabı bulmak zor olsa da veya insanlardan " sen çok uzunsun " lafını duymaktan sıkılsam da ben boyumu seviyorum. Belki de öz güvenli biri olmamda ki en büyük etken boyumdur. Tamam ben de biliyorum devede de boy var lafını fakat ben beni değerlendirdiğim zaman kendimde öz güvenliğin sembolü olarak görüyorum boyumu. Şöyle bir özelliğim de var kimsenin ne dediği umrumda değil. Örnek verecek olursam bir şeye bin kişi doğru diyorsa ve ben yanlış olduğunu düşünüyorsam kimse benim bu kararımı etkileyemez. Bunla ilgili asil slang lakaplı rapçinin " bana malı ver " şarkısındaki bir sözü anlattıklarımı tamamen karşılıyor. İşte o söz: " istediğimi yaparken düşünmedim sonunu kim ne der ne...

Benim Hayat Hikayelerim ( İkinci Bölüm )

 Yaramazlık: Bir Öğrencinin Hikayesi İlkokul ve ortaokul yıllarında öğretmenlerden çok dayak yiyen bir öğrenciydim. Dördüncü sınıfta cengiz diye bir öğretmenimiz vardı, ben yaramazlık yapınca beni tahtaya kaldırıp elini açıp sağ yanağıma tarif edemeyeceğim bir hızla tokat atıp tek ayak üstünde durmamı istiyordu. Benim zoruma giden şey sadece dayak yemek değil arkadaşlarımın önünde dayak yemekti. Onca dayağa rağmen akıllanmıyordum önceki bölümde anlattığım gibi garip bir çocuktum. Ben dayak yiyince genellikle ağlamıyordum ve arkadaşlar arasında " yılmaz ağlamaz " diye anılıyordum. Geçmişe bakıyorum da ne garip şeyler yaşamışım. Neyse dayak konusu açılmışken bir anı aklıma geldi onu anlatmak istiyorum. Japon insanlarına benzeyen bir öğretmen vardı. -Bu kanaate tahmin edeceğiniz üzere gözünün çekik olmasından varmıştık- Arabasının anahtarını çaldığımı hatırlıyorum, cebindeki bilye şeklinde olan renkli sakızları alıp yediğimi hatırlıyorum. İşte bu öğretmen hakkında bir şey duydum...

Benim Hayat Hikayelerim ( Birinci Bölüm )

Çocukluk Anılarım: Okuldaki İlk Günüm ve Köyde Geçirdiğim Zamanlar  Birinci sınıfa başlayacaktım. Annemle beraber okul kaydımı yapmak için okulun yolunu tuttuk. Ben sadece okula girdiğim kısmı ve sonrasını hatırlıyorum. Evet okula girmiştik ve adım attıkça karşıda duran öğretmenime biraz daha yaklaşıyordum. Nedenini bilmiyorum fakat içimde bir korku hissiyatı vardı ve utanıyordum. Ardından annemin arkasına geçip eteğine sarılıp sağ gözüm kısık bir şekilde öğretmenime bakıyordum. Öğretmenim bana " utanma evladım " diyordu fakat benim kalbim gittikçe hızlı atıyordu bir an önce eve gitmeyi istiyordum. İçimden " anne eve gidelim lütfen " diyordum ancak öğretmenimden utandığım için eve gitme isteğimi açıkça dile getiremiyordum. En sonunda annem ve öğretmenim biraz konuştuktan sonra annem elimi tutup " eve gidiyoruz " dedi. Ben o an çok mutlu olmuştum fakat belli edemiyordum mutluluğumu içimden yaşıyordum. Aslında çok garip bir çocuktum. - şuan gencim ve hâlâ öy...