Berber Anılarım ve Ufak Bir Fabl Örneği
Bir berber bir berbere demiş ki: " Gel beraber Yılmaz'ın canına kast edelim. "
Evet. Saçımın kesilmesi, benim için canımından bir parça kopmasına eş değerdir. Saçlarımı çok seven biriyimdir ve uzun saçlardan çok hoşlanırım. Hayatım da bir gün bile berbere istekli gitmedim. -yanağıma ağda yaptırdığım zamanlar hariç- Annem ise benim düşündüklerimin tam tersini düşünüyordu. Kısa saçlı olmamı, her ay tıraş olmamı istiyordu. Bu yüzden her zaman saç kesme konusu açıldığında annemle baya tartışıyorduk. Her zaman da kazanan taraf oydu yani istemeyerekte olsam tıraş oluyordum maalesef. Berbere giderken yüz ifademi bir görseniz var ya acıların çocuğu Küçük Emrah zannedersiniz beni. Kaşlarımı çatıyorum, gözlerim doluyor, dudaklarım büzüşüyor, sıkıntıdan bacaklarımı sallıyorum, berbere içimden küfür ediyorum ama tıraş bitince " Çok güzel olmuş. " diyorum. Her bu cümleyi söylediğim zaman, berber dükkanının kapısından çıkar çıkmaz berbere küfürler saydırıyorum -saçımın ideal yoğunlukta olduğunu düşündüğüm an da berber, saçıma bir makas attığında ben de ona bir küfür atıyorum. O bana bir makas daha atıyor ve ben ona bir küfür daha atıyorum içimden- ve sonra yine aynı döngü. 14-15 yaşlarıma kadar hep aynı berberde tıraş oluyordum. O yaşlarda, ilk defa berberimi değiştirmiştim. Evet, artık karşınız da daha özgüvenli bir ben varım. Tıraş olduğum günlerin sonrasında okula gittiğim zaman çok sessiz, sakin biri oluyordum. Saçımın uzaması ile özgüvenimin artması, sessizliğimin azalması doğru orantılıydı resmen. Neyse ki yeni berbere de saç kesimine başladıktan sonra olumsuz duygular hissetmedim. Yeni berberim, eski berberim gibi saatlerce telefonda konuşmuyor, dükkana her gelen insana benim saçımla uğraşmayı bırakıp çay demlemiyordu. Yeni berberim saçımı istediğim gibi tıraş ediyordu, bana güven veriyordu, muhabbeti sarıyordu, her geldiğim de selam veriyordu. Kısacası yeni berberim de yeni berberim. Üniversiteye gitmemle beraber şehir değiştirdiğim için artık o berberde tıraş olmam olanaksız. Yeni bir 3. berber bulmalıyım ama tıraş olmayı hiç düşünmüyorum. Tıraş olsam da yanları sıfıra vururum üstleri çok az alırım. Benim için saçlarımın yanları değil üstleri önemlidir, üstler çok olsun da gerisi hiç önemli değil. Umarım saçlarımın başına bir şey gelmez çünkü onlara aşığım. Saçlarımla ilgili kısa bir fabl yazmak istiyorum. Bakalım nasıl olacak?
Merhaba, ben Yılmaz'ın saçındaki herhangi bir saç teliyim. Benim arkadaşlarımın sayısı çok değişkendir. Bazen binlerce arkadaşım oluyor bazen arkadaşlarım ölüyor geriye yüzlerce arkadaşım kalıyor bazen de yeni arkadaşlar ediniyorum. Arkadaşlarım sadece saç tellerinden oluşmuyor, Yılmaz'da benim bir arkadaşım çünkü o bana bakıyor, beni besliyor, yemiyor yediriyor, içmiyor içiriyor. Bazen tarakla bizi taradığı zaman bazı arkadaşlarım dökülüp ölüyorlar. Ben ise Yılmaz'ın en sağlam saç teli olduğum için bana hiçbir zarar gelmiyor. Yılmaz berbere gidince çok korkuyorum beni kökümden kesecekler diye ancak bugüne kadar hiç öyle bir durum yaşamadım. Sadece boyumu kısalttılar ama kökü ben de olduğu için uzamasını da bildim. Bir de size şöyle bir şey anlatmak istiyorum. Yılmaz, saçına biraz şampuan döküp yavaşça, ufak ufak dokunuşlar yapıp güzelce ovalıyordu. Beni ve arkadaşlarımı incitmiyordu, adetâ bize değer verdiğini anlıyorduk ama o pis berber yok mu o pis berber. Pis ve cimri berber. Yılmaz'ın saçına yani ben ve arkadaşlarıma ufak bir ekmek kırıntısı kadar bile olmayan şampuan döküp kocaman, kirli elleriyle bizi sertçe ovalayıp hatta tokatlıyordu. O anlarda biz çok korkuyorduk kopup öleceğiz diye. Yılmaz, berbere gidince çok üzüldüğünü arkadaşlarımla beraber anlayabiliyorduk çünkü kafasını tıraş makinesinden uzak tutmaya çalışıyordu ama yeterince uzak tutamadığı için başaramıyordu. Yılmaz'ın üzülmesine ben de arkadaşlarımla beraber üzülüyordum ancak elimizden bir şey gelmezdi. Keşke direnebilme gücümüz olsa da boyumuz kısalmasa ya da yok olmasak. Ben gerçekten çok korkuyorum. Bir gün Yılmaz'ın saçından kopacak mıyım? Bir gün ben de ölen arkadaşlarımın yanına gidecek miyim? Gibi onlarca sorular soruyorum kendime. Yılmaz, uyuduğu zamanlarda da bu soruların cevabını bulmaya çalışıyordum. Diğer arkadaşlarım, ben Yılmaz'ın en sağlam saç teliyim diye beni kıskanıyorlardı. Ben olsam ben de kıskanırdım. Benim de böyle bir hikayem var işte. Umarım Yılmaz'ın hayatının sonuna kadar ona eşlik edebilirim.
Böyle bir fabl denedim. Ortaokulda türkçe öğretmenim bize bir fabl yazın demişti, oradan aklıma geldi fabl yazmak. Öğretmenime bilgisayardan deftere kopyala yapıştır yaptığım fabl örneğini gösterince öğretmenim " bir yerden mi baktın? " dedi ve ben de kısık bir sesle " Hayır " dedim. Öğretmenin yüz ifadesine baktığımda bana inanmadığını anlamıştım ancak biraz da üzülmüştüm. Öğretmenim, benim bu fabl örneğini yazdığıma neden inanmamıştı? Ben de o fabl örneğini yazacak potansiyel yok muydu? Diye sorular soruyordum kendime. Acaba demin kendim yazdığım fabl örneğini o zaman öğretmenime gösterseydim nasıl bir tepki verirdi? Yine bir yerden baktığımı söyler miydi? Diye düşünüyorum. Şuan anılar anılar deyip bağırmak istiyorum nedense. Off, nasıl da geçmiş zaman? Hiç anlamadım bile.

Yılmaz’ın en sağlam saç telini dün kaybettik… acımız derin
YanıtlaSil