Ana içeriğe atla

Benim Hayat Hikayelerim ( Onuncu Bölüm )


 Elektrikler Kesilince

Küçükken elektrikler kesilince neler yapıyordunuz? Ben hemen neler yaptığımı anlatmak istiyorum size. Önce örnekler verip ardından detaylandırmak istiyorum. Küçükken elektrikler kesilince annemin anlattığı hikayeleri dinlerdim, mum ışığından ya da telefonun ışığından ellerimle gölgeler yapardım, ailemle akraba bulma oyunu oynardım, şarkılar dinlerdim, hemen pencereye koşup diğer binalarda elektrik var mı diye bakınırdım. Küçükken elektrik kesilince çok mutlu oluyordum fakat büyüdüm ve maalesef eski tadı alamıyorum. Elektirik kesilince telefonum wi-fi ye bağlı olduğu için internetim kesiliyor diye isyan ediyordum, yapacak hiç bir şey bulamıyordum. Neyse bunları geçelim de asıl olaya gelelim. Küçükken elektrik kesilince en çok haz aldığım şeylerden biri değil şey, annemin anlattığı hikâyelerdi. Ömrü hayatımda duymadığım ve internette araştırmama rağmen bulamadığım hikâyelerdi. Bu hikâyeler nesilden nesile aktarılmıştı annemin dediğine göre. Anneme onun annesi, onun annesine onun annesi...
Böyle böyle bu hikâyeler bugünlere kadar gelmişti. Ben açıkçası sizin şuan da anlatacağım hikayeyi bilmenizi beklemiyorum. Sanki bu hikaye sadece bizim aile tarafından biliniyor gibi. Sizi daha fazla meraklandırmadan -küfür yemeden- hemen hikayeyi anlatmak istiyorum. Hikayemizin adı: ' Bıldo '
Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer top oynarken, eski hamam içinde… horozlar tellal iken, pireler hamal iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, anam düştü beşikten, babam düştü eşikten... -tamam tamam kızmayın giriyorum hikayeye-
Her zaman ki gibi mahallede arkadaşlarıyla oynayan bir kız varmış. Bu kız mahallede oyun oynar iken bir arkadaşı tarafından saçı çekilmiş ve kız bir yerde oturup ağlamış. Ağlayan kızı gören kızın arkadaşları ise " Gidip abine şikayet etsene " demiş. Kız da " Benim abim yok ki " diye cevap vermiş. Arkadaşları ise " Senin abin var. Hatta bir tane değil yedi tane abin var. Annen sana yalan söylemiş. " Kız, arkadaşlarından bu sözleri duyduktan sonra hemen annesinin yanına koşup " Anne, sen bana yalan söyledin. Benim yedi tane abim var. Neden sakladın benden? " Kızın annesi de " Kızım, abilerin kız kardeşlerinin olmasını istemiyor, senin doğacağını bildikleri için ve seni görür görmez öldürecekleri için abilerin bir ormanda yaşayıp avcılık yapıyor. " Kız ise annesine abilerinin nerde olduğunu öğrenmek için yalvarmış, kafasını yerden yere vurmuş. En sonun da annesi dayanamayıp kızını abilerine götüreceğini söylemiş. Annesi demiş ki " Kızım, sana undan bir at yaptım. Bu ata binersen seni istediğin yere götürür ancak bu ata ' deh ' dersen at yıkılır" Kız da annesinin undan yaptığı ata binmiş ve birkaç kilometre gittikten sonra ata ' deh ' demiş, at ise o anda yıkılmış. Kız ağlayarak eve doğru yürümüş, annesine yeni bir undan at yapması için yalvarmış. Annesi de kızını kırmayıp isteğini yerine getirmiş. Kız bu sefer undan yapılmış ata binip yol boyunca ağzını bıçak açmamış ve nihayet abilerinin yaşadığı ormana varmış. Birkaç gün geçmiş, kızın abileri de birkaç gündür evinin temiz olmasından, yemeklerinin hazır olmasından kuşkulanmış ve en küçük abiye demişler ki: " Sen evde bir yere saklan, evin kimin temizlediğini bul ve akşam biz gelinceye kadar evde tut" küçük abi de tamam demiş. O gün küçük abi hariç diğer abiler ava çıkmışlar, küçük abi ise evin bir yerinde saklanmış. Evin içine bir kız girdiğini görmüş. Kızı evi silip süpürmüş, kıyafetleri yıkamış, güzel yemekler yapmış. Küçük abi de kızı yakalayıp akşam diğer abilerinin gelmesini beklemiş. Diğer abiler de akşam eve gelip kıza sormuşlar: " Sen kimsin? " Kız da " Ben sizin kardeşinizim " demiş. Kızın abileri ise " Annem sana demedi mi? Abilerinin karşısına çıkarsan seni öldürür diye" Kız da " Lütfen beni öldürmeyin. Bakın çamaşırlarınızı yıkarım, yemeklerinizi yaparım, evi temizlerim, her işinizi yaparım " demiş. Bu sözler, kızın abilerine mantıklı gelmiş ve abiler kızın evde kalmasını istemiş. Günler, abilerin ava gitmesi ve kızın ev işlerini halletmesi ile geçmiş. Bir gün kızın abileri kıza demiş ki: " Sen evde tek başınasın, canın çok sıkılıyor. Canının sıkılmaması için sana bir bıldo alalım." -bıldo, küçük erkek kardeş demek- kız da bu fikri olumlu karşılamış. Abileri, kıza bıldo almış ve ava gitmişler. Evde sadece kız ve bıldo varmış. Bıldo, çok yaramaz bir çocukmuş, her şeye ağlıyormuş. Bir gün kız, yemek yapmak için dama çıkıp kalan son kibritiyle ateşi yakıp yemeği ateşin üstüne koyup aşağı inmiş. Bıldo da dama çıkıp ateşin üstüne çişini yapmış. Kız, dama çıkınca ateşin söndüğünü görmüş ve komşusuna kibrit almak için gitmiş. Kız, kapıyı çalmış. Kapıyı açan kişi " Hemen burdan git. Benim annem yedi başlı canavar. İnsan kokusu alırsa senin peşinden gelip seni yer. Git burdan. " -bu arada yedi başlı canavarın yedi tane kızı var- Kız da hemen evine koşmuş, içeri girmiş ve birkaç dakika sonra kapı çalmış. Kapıyı çalan yedi başlı canavarmış. Demiş ki: " Sen benim evime geldin kibrit almak için. Ben sana kibrit veririm ancak her gün senin kapına geleceğim ve sen de parmağını kapı deliğinden sokacaksın, ben de o parmağını emeceğim. Kabul etmezsen kapıyı kırıp içeri girip seni yerim." kız, bu sözleri duyduktan sonra çok korkmuş ve yedi başlı canavarın dediklerini kabul etmiş. Yedi başlı canavar her gün kızın evine gelip kızın parmaklarını emmiş. Bir gün kızın abileri, kızın aşırı zayıfladığını fark etmiş ve kıza sormuşlar neden böyle diye. Kız da olayları tek tek anlatmış. Kızın yedi tane abisi kılıcını alıp yedi başlı canavarın evine gidip yedi başlı canavarın yedi kafasını da kesip canavarı öldürmüşler. Yedi başlı canavarın yedi güzel kızı da böyle bir anneden kuruldukları için yedi abiyle evlenmişler. Yıllar yıllar geçmiş. Kızın görümceleri, kızı hiç sevmiyormuş. Görümceler toplanıp bir plan yapmışlar. Kızın bardağına yılan koyup kıza içirmişler ve kız karın ağrısından bir o yana bir bu yana savrulup durmuş. Görümceler, abilere kızın hamile olduğunu söylemişler, abiler de bu iftiraya inanmış. Diğer abiler, küçük abinin kızı öldürmesini istemiş. Küçük abi, kızı ormanlık bir alana götürüp " Ben seni öldüremem. Bana kazağından bir parça ver, bir kuş öldürüp onun kanını kazağına sürüp abilerime seni öldürdüm diye yalan söyleyeceğim. " Kız da tamam demiş. Yıllar yıllar geçmiş ve abiler, eşlerinin yalan söylediğini bir şekilde anlamış. Bunu anlayan abiler, eşlerini öldürmüşler. Kız da yıllar sonra abilerinin karşısına geçmiş. Abileri bu güzel kızı tanıyamamışlar. Kız olayları anlatmış abilerine ve abileri çok pişman olduklarını belirtmiş ve hikaye bitmiş.

Tabii annem daha güzel anlatıyor hikayeyi. Siz bir de ondan dinleyin, ben bu kadar anlatabildim aklımda ne kaldıysa artık. Bu hikayeyi annemden dinleyince hep hayal kurardım annemin söyledikleriyle. Umarım ben de sizin bu yazıları okurken kafanızda bir şeyler canlandırmanızda etkili olmuşumdur. Bunun yanı sıra bizim akraba bulma oyunu diye bir oyunumuz vardı. İşte ailede kaç tane kız çocuk, kaç tane erkek çocuk gibi sorular sorup cevaplar alıp bu cevaplara uygun olan akrabaları tahmin etmeye çalışıyorduk. Örneğin iki tane kız çocuk ama bir tanesi yeni doğmuş, bir tane erkek çocuk, bir anne, bir baba şeklinde söyleyip karşı tarafın verdiğim örnekteki akrabanın kim olduğunu bulmasını sağlıyordum. Eğer zorlanırsa biraz daha detay veriyordum. Vay be. Gerçekten de vay be. Ne güzel anılar yaşamışım, iyi ki de yaşamışım. 

Yorumlar

  1. Eline sağlık yılmaz, en sevdiğim bölüm bu oldu. Kalemine sağlık, yazmayı bırakma daha da gelişeceğine çok eminim!

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Benim Hayat Hikayelerim ( Birinci Bölüm )

Çocukluk Anılarım: Okuldaki İlk Günüm ve Köyde Geçirdiğim Zamanlar  Birinci sınıfa başlayacaktım. Annemle beraber okul kaydımı yapmak için okulun yolunu tuttuk. Ben sadece okula girdiğim kısmı ve sonrasını hatırlıyorum. Evet okula girmiştik ve adım attıkça karşıda duran öğretmenime biraz daha yaklaşıyordum. Nedenini bilmiyorum fakat içimde bir korku hissiyatı vardı ve utanıyordum. Ardından annemin arkasına geçip eteğine sarılıp sağ gözüm kısık bir şekilde öğretmenime bakıyordum. Öğretmenim bana " utanma evladım " diyordu fakat benim kalbim gittikçe hızlı atıyordu bir an önce eve gitmeyi istiyordum. İçimden " anne eve gidelim lütfen " diyordum ancak öğretmenimden utandığım için eve gitme isteğimi açıkça dile getiremiyordum. En sonunda annem ve öğretmenim biraz konuştuktan sonra annem elimi tutup " eve gidiyoruz " dedi. Ben o an çok mutlu olmuştum fakat belli edemiyordum mutluluğumu içimden yaşıyordum. Aslında çok garip bir çocuktum. - şuan gencim ve hâlâ öy...

Benim Hayat Hikayelerim ( On Yedinci Bölüm )

  8. sınıftaki Yılmaz: Ergenliğin ayak sesleri 8. sınıftaki Yılmaz… Aslında o dönemki Yılmaz; ergenliğe yeni adım atmış, boyu uzamaya başlamış, sivilceler sahneye yavaş yavaş giriş yapmış, (sivilce demeye dilim varmıyor adeta volkanik patlama) sakallarım yeni yeni çıkmaya başlamıştı, aynaya her baktığımda “oluyoruz galiba” diyordum. İçine kapanıktı, özgüvensizlikte dünya markasıydı ama bir kusuru vardı: Arabesk rape düşmüştü. Ama nasıl bir düşüş! Youtube'un dibini kazıyor, ne kadar jiletli, ne kadar efkârlı rap varsa hafızaya atıyordum. Damarlarımda kan değil, arabesk rap sözleri dolaşıyordu. Ve en ironik kısmı? Özgüvensizliğin kitabını yazmış olmama rağmen, konu şarkı söylemek olunca içimden adeta bir "Efgâr Fırtınası" çıkıyordu. Okul koridoru, dershane sırası, arkadaş yanı... Hiç fark etmez. Mikrofonu (genellikle bir su şişesi) elime aldığım an, bende utanma, ar, şeref, na... Şaka şaka, o kadar değil ama yakındı. Şimdi düşününce evet, pişmanlıklarım var. Saçma hareketle...

Benim Hayat Hikayelerim ( On Altıncı Bölüm )

  Yılmaz'a Kardeş Geliyor Geliyor geliyor... Yılmaz'a kardeş geliyor. 5. sınıfa gidiyordum. Annem bir gün bana hamile olduğunu söyledi ama ben annemin hamile olduğuna bir türlü inanamıyordum. Annemin karnında küçük bir yaratığın olması ve tekme atması bana garip geliyordu nedense. Annemle beraber bebeğin cinsiyetini öğrenebilmek amacıyla doktorun yanına gittiğimiz zaman, annemin hamile olduğunu kabullendim artık. O gün doktoru kapısının önünde beklemek yerine dışardaki parkta oturup bekledik. Anneme birlikte bankta oturuyorduk, yanımızda bir bank daha vardı ve o bankta da bir kadın oturuyordu. Nasıl olduysa annemle o kadın konuşmaya başladı ardından arkadaş oldular. Hâlâ nasıl, kaç dakika da arkadaşlar oldular anlamıyorum. Neyse sıranın bize gelmiş olması düşüncesiyle banktan kalkıp doktorun yanına gittik. Annem doktorun yanına gitmişti ve ben de kapıda annemi bekledim. Kapıda öylece beklerken " Bebek acaba kız mı? İnşallah erkek olur zaten 2 tane kız kardeşim var, bebek e...