Kendine Güven
Biliyor musunuz ben her zaman uzun biriydim. İlkokulda , ortaokulda , lisede hiçbir zaman okulun en uzun çocuğu ünvanını kimseye kaptırmadım. Okul çağlarımda bir günüm bile " sen çok uzunsun " cümlesini duymadan geçmedi. Dolmuşa binerken tavana kafam çarpsa da , ayakkabı bulmak zor olsa da veya insanlardan " sen çok uzunsun " lafını duymaktan sıkılsam da ben boyumu seviyorum. Belki de öz güvenli biri olmamda ki en büyük etken boyumdur. Tamam ben de biliyorum devede de boy var lafını fakat ben beni değerlendirdiğim zaman kendimde öz güvenliğin sembolü olarak görüyorum boyumu. Şöyle bir özelliğim de var kimsenin ne dediği umrumda değil. Örnek verecek olursam bir şeye bin kişi doğru diyorsa ve ben yanlış olduğunu düşünüyorsam kimse benim bu kararımı etkileyemez. Bunla ilgili asil slang lakaplı rapçinin " bana malı ver " şarkısındaki bir sözü anlattıklarımı tamamen karşılıyor. İşte o söz: " istediğimi yaparken düşünmedim sonunu kim ne der ne konuşur bu onların sorunu. " Öz güvenimden yeterince bahsettiğimi düşünüyorum ama biraz geçmişe gitmek istiyorum. Her ne kadar arkadaşlarım tarafından komik, eğlenceli, yaramaz olarak gözüksem de aslında kendi içim de yalnızdım. Yani özgüvensiz, utangaç, korkak biriydim. Tüm bu olumsuz durumları lise ikinci sınıfta tersine çevirmiştim. Artık özgüvenli, cesur bir kişiliğe sahiptim. Belki de ilkokul, ortaokul yıllarımda beni özgüvensiz yapan şey öğretmenlerinin bana arkadaşlarımın önünde dayak atması, benim bu hayatı ciddiye almamam, hiçbir şeyi umursamamam olabilirdi. Bir şey sormaya çekinirdim hep. Biri bana bir şeyler ikram ettiğinde ben o ikramı almak istiyordum fakat ağzımdan "istemiyorum" kelimesi çıkıyordu. Ailemden, arkadaşlarımdan veya tanımadığım birilerinden hep çekinirdim, utanırdım. Daha okula başlamamıştım o zamanlar. Amcam beni kendi lisesine götürdü. Orda amcamın bir kız arkadaşı vardı ve beni görünce " Ay sen ne kadar tatlısın " deyip benim yanağımdan makas aldı. Ben o gün çok utanmıştım ve amcamın arkasına saklanmıştım. -birinci sınıfa başlarken ilk öğretmenimi gördüğüm andaki duyguları yeniden hissettim- O gün bu gündür hiç o anı unutmuyorum. Amcam, dedemin evinde yani köyde kalıyordu fakat köyde lise olmadığı için amcam bizim evimiz de yatıp kalkıyordu. Amcamın bizim evimizde kalmasına seviniyordum fakat bazen bilgisayar oynadığım zamanlarda beni masa başından kaldırıp kendi geçtiği için baya sinirleniyordum ona. Sinirlendiğim için de sinsice odaya girip bilgisayar kasasındaki kapatma tuşuna basıp annemin yanına kaçıyordum. Annem benim haksız olduğumu bildiği için bana çok kızıyordu. Amcam köye döndüğü vakit onun değerini daha iyi anlamıştım. Keşke hep bilgisayar masasında otursa beni o masadan hep kaldırsa da köye gitmese diye geçiriyordum içimden. Neyse işte amcam köye gitti, evde bir sessizlik oluştu. Birkaç gün geçtikten sonra bu duruma alışıp yine eski benliğime kavuşmuştum. Bu arada bilgisayardan bahsetmişken ben klavyeyi çok hızlı kullanıyordum ve arkadaşlarım, kardeşlerim bu duruma çok şaşırıyordu. Klavyeye bakmadan hatta gözümü kapatıp uzun cümleler yazıyordum ve hiç bir yanlış kelime yazdığım olmuyordu. Çocuk yaşımda bunları yapmam acaba bir yetenek miydi diye soruyorum kendime. Artık o kadar hızlı yazmıyorum çünkü eskisi kadar bilgisayar kullanmıyorum ve galiba paslandım. Klavyede hızlı yazıyorum diye bilgisayarla ilgili her şeye merak salmıştım. Bundandır ki ortaokulda en sevdiğim ders teknoloji dersiydi. Scratch diye bir site vardı ve bu siteyi öğretmenim sayesinde keşfetmiştim. Site kodlama öğretmeyi basit oyunlarla öğretiyordu. Basit dediğime bakmayın seviye atladıkça oyun baya zorlaşıyordu. Ben Scratch'ye çok merak salmıştım. Her gün eve gider gitmez bilgisayarı açıp Scratch'de vakit geçiriyordum. Derste öğretmenim anlamıştı merak saldığımı ve bu yüzden beni hep tahtaya kaldırıyordu ben de oyunları başarıyla geçiyordum. Bir gün bir oyunun en son seviyesine gelmiştik. Öğretmenim bile o seviyeyi geçmemişti ancak ben parmak kaldırıp akıllı tahtada açılan oyunu başarıyla geçebileceğimi söyledim ve başarıyla geçtim. O an kendimle gurur duyuyordum. Arkadaşlarım ve öğretmenimin gözlerinden anlıyordum benle gurur duyduklarını. Belki çok önemli bir şey değil fakat size orda yaşadığım mutluluğu anlatamam. Küçük şeylerle bile mutlu olmak ne güzel bir his onu anladım. Bundan dolayı bilgisayar mühendisi olmaya karar verdim ortaokul yıllarında. -şuan hemşirelik okuyorum- Çevremdeki herkeste beni bilgisayardan çok anlayan birisi olarak görüyordu. Şimdi düşünüyorum da çocukluğum ne güzel geçmiş be. Okuldan eve gelir gelmez bilgisayarın başına geçiyordum. YouTube'den GTA 5 videoları izliyordum ve annem ekmeğe reçel sürüp bilgisayar masasının üstüne bırakıyordu. Ben de bir taraftan reçeli yiyip bir taraftan GTA 5 videoları izliyordum. O anlar benim için çok zevkliydi. Sadece GTA 5 izlesem o zevki vermez ya da sadece ekmeğe sürülü reçeli yesem o zevki vermez ya da kendim ekmeğe reçeli sürüp GTA 5 izlesem o zevki vermez. O zevki bana veren annemin ellerinin değdiği reçelli ekmeği yemiş olmamdı.

ee neden bilgisayar müh. okumuyorsun
YanıtlaSilDiğer bölümlerde nedenini açıklayacağım
Sil