Ana içeriğe atla

Benim Hayat Hikayelerim ( Yedinci Bölüm )


 Havalı Ben ve Hentbol Kariyerim

Siz hiç nöbetçi öğrenci oldunuz mu? Ben defalarca oldum. İlkokulu hatırlamıyorum ama ortaokul ve lisede nöbetçi öğrenci olmuştum. Ortaokulda nöbetçi öğrenci sırası bana gelince çok seviniyordum. Bunu havalı bir şey sanıyordum ki liseye geçince düşüncelerim tamamen değişti çünkü hamallık yapıyorsun. Ortaokulda sınıf defterlerini alıp sınıflara dağıtırken çok havalı olduğumu, herkesin bana baktığını düşünüyordum ama ben sınıfa bakınca kimsenin bana bakmadığını fark ediyordum. O an üzülüyordum ancak başka sınıfa girip sınıf defterini verirken herkesin bana baktığını düşünüp kendimi avutuyordum. Sınıf defterlerinin hepsini dağıttıktan sonra nöbetçi öğrenci koltuğuna geçip boş boş duruyordum. Teneffüs çalınca da arkadaşlarımın yanına gidip sohbet ediyordum. Lise de ise tam aksine nöbetçi öğrenci olmamak için elimden geleni yapıyordum ancak kurtulamıyordum nöbetçi öğrenci olmaktan. Sınıflara sınıf defterini dağıtırken artık kendimi havalı biri sanmıyordum çünkü olgunlaşmış olmalıydım. Bu hayatta çok hatalarım oldu ancak ben bu hatalarıma üzülmedim sadece tekrar etmemek için çabaladım ve tecrübe oldu dedim o kadar. Ortaokuldayken nöbetçi öğrenci olup sınıf defterini dağıtmanın yanı sıra sınıflara süt, kuruyemiş ya da kitap dağıtırken bile kendimi havalı sanıp zevk alıyordum taşıdığım şeylerden. Lisedeyken ise kendimi havalı değil de daha çok güçlü olarak görüyordum fakat elime birkaç kitap aldığım gibi yere çöküyordum orası ayrı. Bir gün ortaokuldayken okulun içinde geziyordum. Beden öğretmeni beni gördü ve dedi ki: " Hentbol takımına girmek ister misin? " Ben de " Neden bana sordunuz? " Diye merak ederken o da bana " Boyun uzun olduğu için avantajlı olursun " dedi. Ben de beden öğretmeni öyle diyince ikna oldum ve tamam dedim. O günden sonra bazı günler antrenman için eski ilkokuluma gidip antrenman yapıyorduk. Antrenmanda ısınma hareketleri, hentbol topunu uzağa atma, koşma gibi aktiviteler yapıyorduk. Bir gün bir spor salonunda maça çıkmamız gerektiğini öğrendim. O spor salonuna arkadaşlarım ve beden öğretmenim ile bir servis aracına binip gittik. Formalarımızı giyip hentbol sahasına çıktık. Yine antrenmanda ki gibi ısınma haraketleri, koşma gibi egzersizler yapıyorduk derken maçın başlamasına çok az bir vakit kala hepimiz sıraya geçtik. Rakip takımla tokalaşıp yerimizi aldık ve maç başladı. O maçta yanlış hatırlamıyorsam dört tane gol atmıştım. Hentbolü çok iyi oynamıyordum ancak belki de boyumun avantajıyla attım o golleri. Benim attığım gollerin de etkisiyle rakip takımı yenip kazandık. Bu olaydan sonra haberlere çıktık. Haberden kısa bir kesit aktarmak istiyorum:
'Diyarbakır’da Okulararası Yıldız Erkekler Hentbol İl müsabakaları tamamlandı. 10-17 Aralık tarihleri arasında Seyrantepe Spor Salonunda gerçekleşen müsabakalara, toplam 5 okul ve 70 sporcu katıldı. Vali Ahmet Cemil Serhatlı Ortaokulu,( bizim okul ) tüm rakiplerini farklı mağlup ederek, il şampiyonu oldu ve Diyarbakır’ı grup müsabakalarında temsil etme hakkını elde etti. Toplamda 5 okul ve 70 sporcunun katılımı ile gerçekleşen müsabakaların ardından şampiyon takımımız belirlendi. Vali Ahmet Cemil Serhatlı Ortaokulumuz şampiyonluğa ulaşan ekibimiz oldu. Bu takımımız Diyarbakır’ı grup müsabakalarında temsil etme hakkını elde etti. Onlara grup müsabakalarında şimdiden başarılar diliyorum. Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü olarak, bu ekibimize her türlü desteği vereceğiz” dedi. Demir, ( Diyarbakır Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Mehmet Demir )  elde edilen başarıdan dolayı Vali Ahmet Cemil Serhatlı Ortaokulu öğrencileri başta olmak üzere, beden eğitimi öğretmeni Hüsamettin Varan ve antrenör Baver Çelik'i yürekten kutladığını sözlerine ekledi. ' 
Kısa bir kesit dedim ama galiba haberin tamamını aktardım. Biz arkadaşlarla ve beden öğretmeni ile beraber okula dönerken eğlenceli şarkılar söylüyorduk servis aracının içinde. O gün kendimle bir kez daha gururlanmıştım çünkü okulumun altın madalya kazanmasında benim de katkılarım olmuştu. Hentbol maçı için şehir dışına çıkmamız gerekiyordu ama babam nedense bırakmadı şehir dışına çıkmamı. -şimdi sorduğum zaman bırakmıştım diyor anlamadım- Hentbol kariyerim güzel başlayıp kötü bitmişti. Keşke devam etseydim, belki de hayırlısı buymuş. -devam etseydim belki de rap müziği göz ardı edecektim- 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Benim Hayat Hikayelerim ( Birinci Bölüm )

Çocukluk Anılarım: Okuldaki İlk Günüm ve Köyde Geçirdiğim Zamanlar  Birinci sınıfa başlayacaktım. Annemle beraber okul kaydımı yapmak için okulun yolunu tuttuk. Ben sadece okula girdiğim kısmı ve sonrasını hatırlıyorum. Evet okula girmiştik ve adım attıkça karşıda duran öğretmenime biraz daha yaklaşıyordum. Nedenini bilmiyorum fakat içimde bir korku hissiyatı vardı ve utanıyordum. Ardından annemin arkasına geçip eteğine sarılıp sağ gözüm kısık bir şekilde öğretmenime bakıyordum. Öğretmenim bana " utanma evladım " diyordu fakat benim kalbim gittikçe hızlı atıyordu bir an önce eve gitmeyi istiyordum. İçimden " anne eve gidelim lütfen " diyordum ancak öğretmenimden utandığım için eve gitme isteğimi açıkça dile getiremiyordum. En sonunda annem ve öğretmenim biraz konuştuktan sonra annem elimi tutup " eve gidiyoruz " dedi. Ben o an çok mutlu olmuştum fakat belli edemiyordum mutluluğumu içimden yaşıyordum. Aslında çok garip bir çocuktum. - şuan gencim ve hâlâ öy...

Benim Hayat Hikayelerim ( On Yedinci Bölüm )

  8. sınıftaki Yılmaz: Ergenliğin ayak sesleri 8. sınıftaki Yılmaz… Aslında o dönemki Yılmaz; ergenliğe yeni adım atmış, boyu uzamaya başlamış, sivilceler sahneye yavaş yavaş giriş yapmış, (sivilce demeye dilim varmıyor adeta volkanik patlama) sakallarım yeni yeni çıkmaya başlamıştı, aynaya her baktığımda “oluyoruz galiba” diyordum. İçine kapanıktı, özgüvensizlikte dünya markasıydı ama bir kusuru vardı: Arabesk rape düşmüştü. Ama nasıl bir düşüş! Youtube'un dibini kazıyor, ne kadar jiletli, ne kadar efkârlı rap varsa hafızaya atıyordum. Damarlarımda kan değil, arabesk rap sözleri dolaşıyordu. Ve en ironik kısmı? Özgüvensizliğin kitabını yazmış olmama rağmen, konu şarkı söylemek olunca içimden adeta bir "Efgâr Fırtınası" çıkıyordu. Okul koridoru, dershane sırası, arkadaş yanı... Hiç fark etmez. Mikrofonu (genellikle bir su şişesi) elime aldığım an, bende utanma, ar, şeref, na... Şaka şaka, o kadar değil ama yakındı. Şimdi düşününce evet, pişmanlıklarım var. Saçma hareketle...

Benim Hayat Hikayelerim ( On Altıncı Bölüm )

  Yılmaz'a Kardeş Geliyor Geliyor geliyor... Yılmaz'a kardeş geliyor. 5. sınıfa gidiyordum. Annem bir gün bana hamile olduğunu söyledi ama ben annemin hamile olduğuna bir türlü inanamıyordum. Annemin karnında küçük bir yaratığın olması ve tekme atması bana garip geliyordu nedense. Annemle beraber bebeğin cinsiyetini öğrenebilmek amacıyla doktorun yanına gittiğimiz zaman, annemin hamile olduğunu kabullendim artık. O gün doktoru kapısının önünde beklemek yerine dışardaki parkta oturup bekledik. Anneme birlikte bankta oturuyorduk, yanımızda bir bank daha vardı ve o bankta da bir kadın oturuyordu. Nasıl olduysa annemle o kadın konuşmaya başladı ardından arkadaş oldular. Hâlâ nasıl, kaç dakika da arkadaşlar oldular anlamıyorum. Neyse sıranın bize gelmiş olması düşüncesiyle banktan kalkıp doktorun yanına gittik. Annem doktorun yanına gitmişti ve ben de kapıda annemi bekledim. Kapıda öylece beklerken " Bebek acaba kız mı? İnşallah erkek olur zaten 2 tane kız kardeşim var, bebek e...